Başlıksız yazı

Tam bu pencereden izliyorum hayatı. Kendim olabildiğim mekanların bana verdiği özgürlük ruhuna güvenerek söylüyorum ki gelip geçiyor. Acısada geçiyor, kanata kanata geçiyor. Bu blogun böyle romantik şeylerle işi olmayacaktı ben bunları içimde yazıp öğütecektim ama bir yere kadar dedi bildiğiniz deli kız. Aman zaten kim okuyor şurda 3 5 kişiyiz birbirimizin kanayan yarasını görsek ne görmesek ne dedi. Pazartesi kapalı olan mekan samimiyetinde size bir merhaba demek istedim. Gardımı indirdim. Oturduğum yeride benimsedim. 3 yıldır ayni sandalyede otururum arada bir kumaşını değiştirirler ama manzaramız hep aynı. Fonda yeni bir sokak sanatçısı kulaklığımdan seslenirken “derdin ne senin derdin ne” diyor. Ben de bilsem kendimle olan derdimi sanırım şuan zaten sınavıma çalışıyor olurdum. Sahi insanın kendiyle derdi ne ? Şahsıma sorarsanız benim kendimi bulmak. Asıl kapasitelerimin zirvesine çıkmak. Acımak, kanamak, koşmak, dediğiniz o “deli kız”ı aramak , bulmak. Bu gün çok önemli bir toplantının ortasında kapıdan bağıra çağıra girmişim de o sırada arkamdan “dilara hanııığğğğmm” diye bağıran sekreteri duymamışım gibi. Ayrıca sensin hanım. Hanımlar beyler ülkeyi yönetir biz kendi halimize bakalım ben çok yoruldum. Beylik laflardan, bir yerlere gelen insanlardan, bir yerlere gelemeyen gelse de hiç memnun olamayan kendimden. İleride “dilara da şuralara geldi” desinler istemiyorum. Ben baş harfimi bile küçük harfle yazıyorum ya siz ne meraklısınız gösterişe. Başta kanayan yara demişken, işte tam burası benimki. Süslü püslü, şaşalı , büyümekli şeyler. Aman dünya sizin olsun daha benim içimde ukte olarak kalmayın diyesim kapıyı çekip çıkasım var. Ama içinden çıkamıyor insan. Ben çıkamıyorum en azından. Daha da derine inmeden veda ediyorum şimdilik bu pencereden. Saygılar EFENDİM.

Advertisements

One comment

  1. Selam dünyalı, 3-5 dünyalı olarak buralarda iyiki varız. Derdinden dolayı insanlara tavsiye verirdim eskiden, artık tebrik ediyorum. Çünkü hüzünlü insan işidir dertlenmek, hüzün ehli olmak cennet kapısı aralamaktır. Derdinin olmaması derdi hastalığı çok yaygın şuan da. Hissedilmediği için tedavisi de bulunamıyor ne yazık ki. Ama elbet bir gün o sandalyeden kalkma zamanın geldiğinde sen çoktan biliyor olacaksın yolları, tam karşında duran merdivenin bir yerinde yine yorulacağını da biliyor olacaksın. Kendinle olan derdin hiç bitmeyecek, bitmesin isteyeceksin de zaten. Çünkü kendini en çok orada ‘ait’ hissedeceksin. Kalabalıklar içinde sen yine oradasın, orada kal, orayı sev, orası O’na açılan yol bil. Tebrik ederim, derdinin gözlerinden öperim. Bu çağda dertlenmek çağa meydan okumaktır.

    Liked by 1 person

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s